Anasayfa | İletişim | Kurucumuz | Künye | Reklam | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Ana Sayfam Yap | RSS

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

 
 

Amasya Gazetesi Suluova Gazetesi

ART TV ART FM

AMASYA DOST FM
New Page 1


 

Döviz Kurları
TCMB Döviz Kurları (25.07.2014)
Döviz Alış Satış
ABD DOLARI 2.0919 2.0956
SUUDİ ARAB. RİYALİ 0.55777 0.55877
EURO 2.8135 2.8185

Uzman Doktor Emre Özkan uyarıyor

Uzman Doktor Emre Özkan uyarıyor

Kategori  Kategori : Güncel
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 720
Tarih  Tarih : 12 Kasım 2012 20:52

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Özel Amasya Uzmanlar Tıp Merkezi göğüs hastalıkları uzmanı Doktor Emre Özkan kış aylarında dikkat edilmesi gerek konular üzerinde bir açıklama yaptı. Dr. Özkan açıklamalarında şunları kaydetti; -KIŞ HASTALIKLARI Soğuk havaların yüzünü göstermeye başladığı şu günlerde nezle, grip, soğuk algınlığı, farenjit, zatürre ve diğer birçok mikrobik hastalıklar daha sık görülüyor. ışın güneşinden daha az yararlanmaya başladığımız bugünlerde fiziksel stresin sıcak havalara göre daha fazla olduğunu, burun ve ağız içini döşeyen mukoza dokusunun soğukla kuruması ve mikropların vücuda daha kolay girmesi sonucu kış hastalıklarıyla uzunca bir süre uğraşabileceğimizin altını çiziyor. Ayrıca, soğuk havaların vermiş olduğu rehavet içinde daha ağır ve sağlıksız besinlere yönelmenin, hareketsizliğin arttığı durumlarda da metabolizmanın kötü yönde etkilenebileceğini söyleyen Özkan, kışın birçok sebepten dolayı en sık görülen kış hastalıklarını başlıklar halinde şöyle anlattı: SOĞUK ALGINLIĞI-NEZLE Virüs sebebiyle oluşan bir hastalıktır (En sık Rinovirüsler). Dünyada en sık görülen hastalık tablosudur. Tedavisinde antibiyotik kullanılmamalıdır. Çocuklarda sıklıkla görülür. Bebekler, immün sistemi bozuk olanlar ve yaşlılarda ölümcül seyredebilir. Kuluçka süresi 1-3 gündür. İlk belirtisi kuru ve kaşıntılı boğaz ağrısıdır. Sonra burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürük ilave olur. Yüksek ateş görülebilir. FARENJİT-TONSİLİT Virüslere veya Beta mikrobuna bağlı gelişebilir. Şikayet olarak boğaz ağrısı ve gıcık vardır. Burun tıkanıklığı, ve akıntı, öksürük ve ateş de eşlik edebilir. Üç-dört gün sonra rahatlama olur. 1 hafta içinde geçer. Sadece bademciklerin iltihabına tonsilit denir. Grip virüsüne bağlı olarak gelişen farenjitte kas ağrıları, öksürük, baş ağrısı ve ateş de vardır. Bazı hastalarda etkene göre değişmekle beraber bademcikler üzerinde membran oluşabilir. Uçuk çıkabilir. LARENJİT-RONŞİT En sık çocuklarda görülür ve sebep çoğunlukla virüslerdir. Nefes darlığı ve solunum güçlüğü eşlik edebilir. Ses kalınlaşması veya kısılması, köpek havlaması tarzında öksürük olur. Bakteriyel enfeksiyon sonradan üzerine binebilir. Ateş eşlik edebilir. Sonbaharda en sık görülür. Çocuklarda nefes darlığı ciddi boyutlara ulaşabilir. Kan oksijeni düşebilir. Hastaneye yatırmak gerekebilir. SİNÜZİT-OTİTS MADİA Orta kulak iltihabına otitis media denir. Yüzdeki kemiklerde bulunan hava boşluklarının (sinüsler) iltihabına ise sinüzit denir. Burun tıkanıklığı, baş ağrısı ve basınç hissi, koyu burun akıntısı, diş ağrısı, ateş öksürük şikayetleri ile gelebilir. Antibiyotik ve yardımcı ilaçlarla tedavi edilirler. Tedavi edilmezse beyin absesine ve ölüme kadar varan komplikasyonlara sebep olabilirler. BRONŞİT-ZATÜRRE Akciğere giden hava borularına bronş adı verilir. İltihabına ise bronşit denir. Akciğer parankiminin iltihabına ise zatürre denir. Akut bronşit ve kronik bronşit olarak ikiye ayrılır. Akut bronşit kısa süre önce gelişmiştir. Öksürük ile ortaya çıkar. Viral veya bakteriyel sebeple olabilir. Balgam, ateş olaya eşlik edebilir. Antibiyotik kullanmak gerekebilir. Kronik bronşit veya KOAH denilen hastalık ise genellikle kış aylarında azar. Öksürük, sarı-yeşil renkli balgam, balgam miktarında artma ile seyreder ateş yapabilir, nefes darlığı artabilir. -GRİP Grip aşısının faydaları Grip virüsünün, soğuk algınlığıyla seyreden, yüksek ateş, yaygın kas ağrılarının yaşandığı, yaşlılar ve risk grubunda olanlar için zatürre hastalığının ve ölümlerin yaşandığı bir hastalığa neden olduğunu vurguladı. Grip virüsünün, havaların soğumasıyla ortaya çıktığını, aralık, ocak ve şubat aylarında en yüksek orana ulaştığını kaydeden Özkan, havaların ısınmasıyla azaldığını ancak son yıllarda nisan ve mayıs aylarında da yaygın olarak görüldüğünü bildirdi. Gribe karşı en etkili tedavinin aşıdan geçtiğine dikkati çeken Usluer, aşılanma için en ideal sürecin eylül ayının 15'inden sonraki iki ay olduğunu söyledi. Grip aşısı yaptırmak isteyen kişilerin kış mevsimi süresince, gribe yakalanmadıkları takdirde aşı olabileceklerini aktaran Özkan, şöyle konuştu: ''Bu iki ayda aşılanırsak bir anlamda gribe karşı silahlı donanımı sağlıyoruz. Öbür türlü salgın zamanında kişilerin şans eseri gribe yakalanmaması gerekiyor. Ama gerçekten grip mi oldu, onu ayırt etmek lazım. Aynı gribe benzeyen soğuk algınlığı gibi hastalık yapabilen 200'den fazla virüs var. Bunların büyük bir kısmı grip virüsü değil. ''GEBELER RİSK GRUBUNDA, MUTLAKA AŞILANMALI'' Özkan, 40 yaş üstü, sağlık çalışanları, kalp, akciğer, kronik böbrek hastaları, şeker ve kanser hastaları ile gebelerin risk grubunu oluşturduğunu vurgulayan Özkan, ''Bu kişiler mutlaka aşılanmalıdır. Özellikle gebeler, 9 ay süresince her dönem grip aşısı yaptırabilirler. Domuz gribi salgınında tüm dünyada en fazla etkilenen grup içinde gebeler vardı. Gebe kaybı yaşandı, erken doğum, ölü doğum oldu. Bu yüzden aşıların tek doz olarak üretilmesi ve içinde herhangi bir koruyucu madde olmaması dolayısıyla aşının gebeye hiçbir zararı yoktur'' diye konuştu. Yumurta alerjisi olanlar, daha önce aşı yaptırdıktan sonra yan etkileriyle karşılaşanlar ve MS hastalarının grip aşısı yaptırmaması gerektiğine dikkati çeken Özkan, şöyle devam etti: ''Aşılama bir temel sağlık hizmetidir. Koruyucu hekimliktir. Koruyucu hekimlik her zaman tedavi edici hekimliğin önündedir. Gereksiz hekim başvurusu, iş gücü kaybı, hastaneye yatış, antibiyotik kullanma, antiviral ilaç almak bunların hepsi bir maliyet oluşturuyor. Bunu bir aşıyla çözebilirsiniz. Üstelik risk grubuna devlet aşıyı ücretsiz veriyor. Sadece devletin risk grubu olarak gördüğü yaş 65 olduğu için 65 yaş ve üzerindekilere ücretsiz. Ancak 40 yaş üstü kişiler de aşıya kolaylıkla ulaşabilirler, maliyeti yüksek değil. Öte yandan aşı karşıtı görüşler var... Bunlar ağırlıklı olarak ne yazık ki, hekimlerden karşımıza çıkıyor. Bunlar özellikle nörologlar, sinir sistemi uzmanları ve bazı göğüs hastalıkları uzmanları. Bir taraf aşıya olumlu bakıyor, bir tarafta aşıyı düşman gibi ilan ediyor, diğer bir tarafta ise komplo teorisiyle yaklaşanlar var. Onlarda diyorlar ki, 'bu ilaç firmalarının bir oyunu, aşıların üzerinden para kazanmak istiyor, aslında bu aşıların bir yararı yok'. Bunlar hiç etik değil. Herkes kendi yetkin olduğu alanda konuşmalıdır. Şimdi ben kendi uzmanlık alanım dışında ahkam kesersem doğru olmaz, bunlara kıymet vermemek gerekir.'' -SU Günde 2-3 Litre Su İçin: Su; insan vücudunun başlıca kimyasal bileşeni olup, vücut ağırlığının %60’ını oluşturur. Vücuttaki bütün sistemler suya bağlıdır. Örneğin su organlardaki toksinleri vücut dışına atar, hücrelere besin taşır ve kulak, burun, boğazda bulunan dokular için nemli bir ortam sağlar. Su eksikliği dehidrasyona yol açabilir. Dehidrasyon, vücuttaki normal fonksiyonları sürdürmek için yeteri kadar su tüketilmeyen durumlarda görülür. Hafif dehidrasyon vücudun enerjisini tüketebilir ve kişinin yorgun düşmesine sebep olabilir. Ne Kadar Suya İhtiyacınız Var? Her gün nefes alıp verme, terleme, idrar yapma ve bağırsak hareketleri sırasında su kaybedilir. Vücudun gerektiği gibi çalışabilmesi için kaybedilen suyun içecek ve su içeren besinler tüketilerek yerine konması gerekir. Genel olarak doktorlar ılıman iklimde yaşayan sağlıklı bir yetişkinin 1 günde ortalama 8 veya 9 bardak su tüketmesini önerirler. 1 günde içmeniz gereken su miktarını en genel olarak aşağıdaki şekilde hesaplayarak bulabilirsiniz: Yerine koyma yaklaşımı: 1 günde yetişkinler tarafından çıkarılan idrar miktarı ortalama 1,5 litredir (yaklaşık 6,3 bardak). Solunum, terleme ve bağırsak hareketleri sırasında da 1 günde hemen hemen 1 litre (yaklaşık 4 bardak) su kaybedilir. Yiyecekler genellikle vücuda alınan toplam sıvı miktarının %20’sini sağlar. Dolayısıyla günlük normal beslenme ile birlikte günde 2 litre (8 bardaktan çok az daha fazla) su veya diğer içeceklerden tüketilirse kaybedilen sıvı yerine konulabilir. Günde 8 bardak su: Diğer bir yaklaşım ise günde 8 bardak su içmektir. 200-250 ml su bardağı ile günde 8 bardak su yaklaşık 1.6 – 2 litredir. Günde 8 bardak dolusu sıvı tüketimi bilimsel olarak kanıtlanmış olmasa da birçok insan kolay uygulanabilir olması nedeni ile bu uygulamayı tercih eder. Geri sayım yaparak bu yöntem kolayca ve yanlışsız uygulanabilir.
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

 

SON DAKİKA HABERLERİ

HASAN KARATAŞ HASAN KARATAŞ
MERHABA DOSTLAR
OĞUZHAN KARATAŞ OĞUZHAN KARATAŞ
GENEL MÜDÜR
MURAT KÖNÇ MURAT KÖNÇ
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
SUNA KELEŞ SUNA KELEŞ
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
SAMET YALÇIN SAMET YALÇIN
REKLAM MÜDÜRÜ
RADYO ART FM DJ
RADYO DOST FM DJ
SEKRETER

ANKET

Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyunuzu hangi adaya vereceksiniz?






Tüm Anketler

 

Anasayfa | İletişim | Kurucumuz | Künye | Reklam | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Ana Sayfam Yap | RSS