Amasya’nın eski adı
AMESEİA’dır. Bu ismin nereden geldiği hususunda çeşitli
görüşler mevcuttur. Bazılarına göre şehir,Mısır
Hükümdarlarından Amasis tarafından kurulduğu için bu ismi
almıştır. Fakat AMASİS’İN Pon Kıtası’nı istila ettiğine dair
bir kayıt bulunmadığı gibi,bunun hüküm sürdüğü devirden
birkaç yüzyıl önce Amasya’nın mevcut olduğu da tarihen
sabittir Bazıları da Amasya ismini, Ermeni Krallarından
Amasyus’a nisbet etmektedirler.
AMASYA'NIN KISA TARİHÇESİ
Yapılan arkeolojik
araştırma ve bulgulara göre Amasya'da ilk yerleşme M.Ö. 5500
yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya, Pers,
Hellenistik - Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu,
İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde de kesintisiz olarak devam
etmiştir.
Bu dönemlerin arkeolojik yerleşim yerlerine ait kalıntılar
halen mevcuttur. Amasya merkezinde uygarlıklarından derin
izler bırakan Pontuslar'ın (M.Ö.333 - M.Ö.26) Krallarının
ölümünden sonra kayalara oymak suretiyle yaptıkları Kral
Kaya Mezarları, bu gün bile ilimizin anıtsal eserleri
arasında yer almaktadır. M.Ö. 26 - M.S.395 tarihleri
arasında Roma egemenliğine geçen ilimiz ve çevresinde bu
uygarlığa ait su kanalları, kaleler köprüler vb. eserlerden
bazıları günümüze kadar gelebilmiştir.
700 yıl Bizans egemenliğinde kalan Amasya'yı 1071 yılında
Anadolu'ya giren Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet
Danişment Gazi 1075 yılında fethederek burada ilk Türk
Egemenliğini kurmuştur. Bundan sonra Amasya'da Selçuklu
egemenliği görülmektedir. Bu dönemde yaşamış olan vali ve
emirler yaptırdıkları medrese, cami, türbe gibi eserlerle
kentimizi Anadolu'nun en büyük kültür merkezi durumuna
getirmişlerdir. Selçuklular 1243'deki Kösedağ Savaşı'nda
Moğollara yenilmiştir. 1246 yılında başlayan Moğol
istilasında, ilk Amasya Valiliği Seyfettin Torumtay'a
verilmiştir. İran'da kurulan İlhanlılar, 1265'te Anadolu'yu
hakimiyetleri altına alarak, yönetime el koymuş ve kendisine
bağlamışlardır. Kentimizde yaşamış bazı İlhanlı
şahsiyetlerinin mumyaları halen müzemizde teşhir
edilmektedir.
1341 yılından sonra Uygur Türklerinden Ertana Beyliği'nin
hakimiyeti görülmektedir. 1386 yılında Şehzade Yıldırım
Bayezid Amasya'yı Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402'de
Osmanlı birliğinin bozulmasına sebep olan ve Timur'un zaferi
ile sonuçlanan Ankara Savaşı, Osmanlılardaki kargaşayı,
Şehzadeler arasında mücadeleye dönüşmüştür. Amasya Valisi
Çelebi Mehmet duruma hakim olarak ikinci defa Osmanlı
birliğini sağlamıştır. Amasya; Osmanlı padişah ve
şehzadelerinin gösterdikleri özel ilgi nedeniyle,
"Şehzadeler Şehri " olarak ün yapmıştır. Şehzade Yıldırım
Bayezid, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II) (1404 yılında
Amasya'da doğmuştur.), Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade Mehmet
(II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezid (II) (oğlu Yavuz
Sultan Selim Han 1470 yılında Amasya Sarayında doğmuştur.),
Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade
Bayezid ve Şehzade Murad (III) çeşitli tarihlerde Amasya'da
Valilik Yapmışlardır. Bu dönemde birçok âlim ve ulema
yetişmiş, saray, çeşme, medrese, cami, türbe v.b. gibi
kalıcı eserlerle kentimiz bir kültür merkezi olarak
tarihteki yerini almıştır. Bu eserler günümüze kadar gelerek
geçmişe ışık tutmaya devam etmektedir.Tarihin akışı
içerisinde önemli roller üstlenen Amasya Kurtuluş Savaşı
sırasında yine ön plana çıkmıştır.
19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'da başlayan Milli
Mücadele'nin ilk adımı, 12 Haziran 1919 tarihinde Mustafa
Kemal'in Amasya'ya gelmesiyle devam etmiştir.
Kurtuluş mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum ve
Sivas kongrelerinin toplanmasına burada karar verilmiş, 22
Haziran 1919 tarihinde yayınlanan "Amasya Tamimi" ile
"Milletin İstiklâlini Yine Milletin Azim ve Kararı
Kurtaracaktır" denilerek Milli Mücadele burada fiiliyata
geçirilmiştir. Bu itibarla, Amasya, Türkiye Cumhuriyeti'nin
kuruluşunda da ilk önemli adımın atıldığı yer olmuştur.
ANTİK ÇAĞDA AMASYA
Yapılan arkeolojik
araştırmalar, Amasya'nın çok eski bir yerleşim merkezi
olduğunu göstermektedir. Suluova çevresinde yapılan
kazılarda höyüklerden çıkarılan çanak, çömlek ve savaş
aletleri, kalkolitik dönemde (M.Ö. 5500-3500) Amasya'nın bir
yerleşim merkezi olduğunu ortaya koymaktadır. Tokat-Amasya
sınırları yakınlarında yapılan kazılarda Bronz çağına
ilişkin vazolar bulunmuştur.
HİTİTLER
Anadolu'da M.Ö. 1900-1200 yılları arasında
hüküm süren Hititler, M.Ö. 14. yy'ın sonlarında Amasya'dan
“HAKMİŞ” olarak bahsetmiştir. Bu yerleşim merkezi,
Amasya'da kurulan şehir kültürünün de başlangıcı olmuştur.
FRİGLER, LİDYALILAR, KİMMERLER, PERSLER
Hitit devleti M..Ö.
1200'lerde batıdan gelen Friglerin akınları sonucunda
yıkıldı. Anadolu'da, Amasya'yı da içine alan bir devlet
kuran Friglerin hakimiyeti 500 yıl sürdü. Kısa bir süre için
Amasya'ya hakim olan Kimmerler'in yerini (M.Ö. 650)
Lidyalılar aldı. Lidya'lılar ile Persler arasında yapılan
savaştan (M.Ö. 585) sonra, Amasya Perslere bırakıldı.
PERS-PONTUS DEVLETİ
Perslerin Amasya'da
hakimiyetleri sadece idari yönden kendini göstermiştir. Uzun
bir süre Pers satrabı (valisi) tarafından yönetilen Amasya
daha sonra I. Mitridat tarafından kurulan
Pers-Pontus devleti egemenliğine girmiştir.
Batıdan Anadolu'ya ilerleyen Romalılar, Kapadokyalılar ile
Galatlar'ı birleştirip Pers-Pontus krallığı üzerine sürdüler
ve Pontusluları zayıf düşürdüler. VI. Mitridat zamanında
dengeler değişti ve Romalılar M.Ö. 123'te bütün güçlerini
geri çekmek zorunda kaldılar. Tarihte "Mitridat Savaşları"
olarak bilinen mücadelelerde Romalılar Anadolu'da en büyük
yenilgilerini aldılar. Fakat Mitridat Romalıların bitmek
bilmeyen saldırılarına daha fazla dayanamadı ve M.Ö. 70
yılında Roma Generali Lukullus Amasya'yı ele geçirdi.
(
Kral Kaya
Mezarları >>)
Amasya, M.S. 8. yüzyıldan
sonra Araplar (Emeviler ve Abbasiler) ile Bizanslılar
arasında sürekli olarak el değiştirmiştir. 1071 yılında
Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Diogenes, tahttan
indirildiğini Amasya'da öğrendi. Amasya 1075 yılında
Danişmend Ahmed Gazi tarafından ele geçirilerek Selçuk
idaresine sokulmuştur.
SELÇUKLULAR
Türkler 1071 yılında
Malazgirt'te Romalıları yenerek Anadolu'ya girmiştir. Bu
tarihten sonra Anadolu'nun içlerine doğru göçler artmıştır.
Amasya Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet Danişmend
Gazi 1075 tarafından Bizans İmparatorluğu'ndan alınmıştır. (
İltekin Gazi Köprüsü >>
)
Antakya patriği Kont
Bohemund'un, Danişmend Emirinin elinde olması nedeniyle,
İznik'ten Antakya'ya giden Haçlı orduları Amasya'ya
yönelmiştir. Güçlerini Anadolu Selçukluları ile birleştiren
Danişmendli beyliği, Haçlıları Merzifon ovasında yenilgiye
uğratmışlardır.
1143 yılında Selçuk
hükümdarı Sultan Mesut, Danişmend emirleri arasındaki
mücadelelerden yararlanarak Amasya'yı Danişmendlerden almış
ve Anadolu Selçuklularının başkenti yapmıştır.
HAÇLILAR
AMASYA'DA
1199 tarihinde Haçlı
orduları Amasya'ya girerek şehirde çok büyük bir tahribata
neden olmuştur. Fakat, Melik İsmail Gazi'nin sürekli
saldırılarının sonucunda 3 ay sonra şehirden çıkmak zorunda
kalmışlardır.
BABAİ
İSYANLARI
1240 tarihinde Baba İlyas,
Sultan II. Gıyaseddin'in de dini ve ahlaki kaidelere uygun
olmayan bir hayat sürdüğünü söylemiş, fakat Sultan
tarafından üzerine gönderilen kuvvetler tarafından Amasya'da
öldürülmüştür. Baba İlyas'ın takipçisi olan Baba İshak'ın
başlattığı ayaklanma da bastırılarak harekete son
verilmiştir.
MOĞOL
İSTİLASI
Batı'ya doğru ilerleyen
Moğollar, 1243 tarihinde Selçuklularla Kösedağ'da
savaşmış, savaşı Selçuklular kaybetmiştir. Moğollar
Kayseri'de büyük bir kıyım gerçekleştirmiş, daha sonra
Erzincan'ı ele geçirmişlerdir. Moğollarla barış antlaşması
Amasya'da imzalanmış, böylece Anadolu'nun egemenliği
Moğollara geçmiştir. Moğollar devrinde Anadolu'nun genel
idaresi Baycu Noyan'a, Amasya valiliği de Emir Seyfettin
Torumtay'a verilmiştir. (
Torumtay Türbesi >>) (
Burmalı Minare Camii >>)
İLHANLI
HAKİMİYETİ
Moğol İmparatorunun 1258'de
ölümü üzerine, imparatorluk toprakları üzerinde dört büyük
devlet kurulmuştur. Bu devletlerden İlhanlı,
Anadolu'yu işgal etmiş, Amasya'daki hakimiyetleri de 1335'e
kadar sürmüştür. Bundan sonraki 8 yıl boyunca Amasya çeşitli
yerel beyliklerin egemenliği altında kalmıştır.(
Bimarhane >>)
(
İlhanlı Mumyaları >> )
ERETNA
DEVLETİ
İlhanlı'nın Anadolu Valisi
Aladdin Eretna 1341'de bağımsızlığını ilan etmiş ve
Eretna Devletini kurmuştur. Bu devletin sınırları içinde
yer alan Amasya, daha sonra bir kaç defa el değiştirmiştir.
1360 yılında Amasya valisi olan Şadgeldi Paşa, Eretna'ya
olan bağlılığını bozarak Amasya Beyliği'ni
kurmuştur.
Şadgeldi Paşa, kuvvetli
rakibi Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin'i ortadan kaldırmak
için 1382'de giriştiği Kazova Savaşı'nda ölmüştür. Bu
savaştan sonra Kadı Burhaneddin Amasya toprakları üzerinde
hak iddia etmeye başlamıştır. Bölgedeki başka beyler de
Amasya'ya göz dikince, Amasya Beyliğinin müsteşarı, "Osmanlı
Devleti'nin himayesine girmeyi" önerir. Yapılan yazışma
sonunda Osmanlı Hükümdarı Sultan Murad bu öneriyi kabul
eder. Şehzadesi Yıldırım Bayezid'i Amasya'ya gönderir.
VE
OSMANLILAR
Yıldırım Bayezid,
1386 yılı Ramazan bayramının ilk günü Amasya'ya girer.
Böylece Amasya Beyliği, Osmanlı Devleti'nin bir eyaleti,
Yıldırım Beyazıt da bu eyaletin ilk valisi olur.
OSMANLI DÖNEMİNDE AMASYA
Ölen babasının yerine
padişah olan Yıldırım Bayezid, Timur tehlikesine
karşılık, oğlu Çelebi Mehmet'i Amasya Valisi yapar.
Bayezid 1402'de Timur'un ordularına yenilir. Amasya'nın
ileri gelenleri Çelebi Mehmet'i tekrar şehre davet ederler.
O da burada hükümdarlığını ilan eder. (Çelebi Mehmet
Medresesi)
Çelebi Mehmet 1413'te
Osmanlı hükümdarı olmuştur. Mehmet, oğlu Şehzade Murat'ı
Amasya'ya vali atar. Ankara valisi Yörgüç Paşa da devlet
işlerini yürütmek için, Amasya'ya davet edilir.
(
Yörgüç Paşa camii >>). Çelebi Mehmet'in çok ağır
hastalanması üzerine, Şehzade Murad padişah olur (1421).
Yörgüç Paşa'nın Edirne'ye atanması üzerine, II. Murad'ın
büyük şehzadesi Çelebi Ahmet Amasya'ya vali olarak atanır
(1435) ama valiliği uzun sürmez - 1438'de bu şehirde vefat
eder.
Çelebi Ahmet'in ölümü
üzerine bu kez Amasya'ya Şehzade Mehmet (Fatih Sultan
Mehmet) vali olarak atanır - henüz 7 yaşındadır. İlk
öğrenimine burada başlar. Şehzade Mehmet aynı yıl Manisa'ya
vali atanır. Yerine de II. Murad'ın en büyük şehzadesi
Alaeddin getirilir. Fakat Alaeddin, kendisini çekemeyenler
tarafından 18 yaşında boğdurulur.
(
Sabuncuoğlu Şerefeddin >>)
II.
BAYEZİD
II. Bayezid 1454
tarihinde Amasya'ya vali atanır. Henüz 7 yaşındadır. II.
Bayezid döneminde Amasya tam bir bilim ve sanat merkezi
haline gelir: öyle ki şehirde, bir kadın şairin (Mihri
Hatun) yetişmesine olanak tanıyacak bir kültür ortamı
vardır. II. Bayezid, Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine
Osmanlı Devleti'nin 8. padişahı olur. Bayezid'in büyük oğlu
Şehzade Ahmet Amasya'ya vali olarak atanır ve 1481 - 1512
yılları arasında bu şehirde valilik yapar. Edebiyata ve ve
musıkiye düşkün olduğu için bir çok sanatçı Amasya'da
toplanır.
(
Mihri Hatun >>)
(
Hattat Şeyh Hamdullah
>>)
ŞEHZADE AHMET, Şah İsmail'in Anadolu'da
oluşturduğu tehdidi fark edemez. Şiilerle savaşması
gerekirken padişah olmak üzere Amasya'yı terk eder. Ama bu
sırada Yavuz Sultan Selim tahta geçmiştir bile. Şehzade
Ahmet de Amasya'ya dönerek bağımsızlığını ilan eder, adına
hutbe okutur. 1513 yılında Amasya'dan ayrılır, Yenişehir'de
Sultan Selim ile savaşır ve yenilerek öldürülür.
YAVUZ SULTAN SELİM Çaldıran zaferinden sonra 1515
yılının kışını Amasya'da geçirir. 1516 yılında da Mısır
seferine çıkar. Fakat, ağabeyinin oğlu Murad ve taraftarları
bu sırada Amasya ve bölgesinde Celali isyanlarını
çıkarırlar. Bölgedeki huzursuzluklar yüzünden Rum eyaletinin
merkezi Amasya'dan Sivas'a kaydırılır.
Kanuni Sultan Süleyman'ın
oğlu
Şehzade Mustafa
1538'de Amasya'ya vali olmuş ve bu görevi
1553'e kadar yürütmüştür. Bu dönemde kendini hem halka hem
de şehrin ileri gelenlerine çok sevdirmiştir. Fakat
düzenlenen bir tertip sonucunda Konya'da öldürülmüştür. Bu
duruma çok üzülen Amasya halkı ve ileri gelenleri Kanuniye
gücenmişlerdir.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN 1554 yılında Amasya'ya
gelir ve 6 ay burada kalır. Amasyalılardaki bu üzüntüyü
gidermek amacıyla bir yıllık vergiyi affeder, tımarlı
sipahileri terhis eder. Bu arada da bir çok diplomatik
faaliyetlerde bulunur, çeşitli ülkelerin elçilerini kabul
eder. 1555 Haziran'ında şehirden ayrılır.
Kanuni'nin büyük oğlu
Şehzade Bayezid Amasya'ya vali olarak atanır. Fakat
babasıyla ters düşmesi ve kardeşiyle taht mücadelesine
girmesi ve bu mücadeleyi kaybetmesi sonucu 1559'da İran'a
iltica eder.
Bu olaydan sonra Amasya ve
civarında bir çok isyan hareketi görülür. Bu hareketler
Amasya'da hem maddi hem de manevi bir çok zarara yol açar.
Fakat 1919 yılına kadar, bunlardan başka önemli bir
olay olmaz.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE AMASYA
Almanya ve
Avusturya'nın barış istemesi üzerine Osmanlı Devleti de
30 Ekim 1918 tarihinde Mondoros Mütarekesini kabul etti.
Bunu üzerine itilaf devletleri Anadolu'yu paylaşmak üzere
harekete geçtiler. İngilizler, Fransızlar ve İtalyan'lar
çeşitli şehirleri işgal etmeye başladılar. Yunanlılar
da 15 Mayıs 1919'da İzmir'e girdiler ve Anadolu'nun içlerine
doğru ilerlemeye başladılar. Bu ilerlemeye karşı gösterilen
silahlı direniş ise merkezi bir yönetimden yoksundu.
MUSTAFA KEMAL ANADOLU'DA
Mondoros
imzalandıktan sonra İstanbul'a gelen Mustafa Kemal Paşa,
burada ülkenin durumu hakkında önemli kişilerle görüşmeye
başlamıştı. Ama bu kişilerin bir çoğu tutuklanınca, Mustafa
Kemal Anadolu'ya geçmenin bir yolunu aramaya başladı. Kuzey
Doğu Anadolu'daki karışıklıklarla ilgilenmesi için Mustafa
Kemal 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla 16 Mayıs 1919'da Samsun'a
doğru hareket etti.
AMASYA'YA VARIŞ
Samsun ve
Havza'da görüşmeler yaptıktan sonra 12 Haziran 1919'da
Amasya'ya gelmiş, daha güvenlikli bulduğu bu şehri bir süre
merkez edinmiştir.
Mustafa Kemal
Amasya'dayken telgrafla ve kuryeler aracılığıyla Anadolu ve
Trakya'daki bir çok askeri ve mülki idarecilerle ilişki
kurdu. 22 Haziran 1919'da da bir genelge yayımladı.
Daha sonra Amasya tamimi olarak anılacak bu metinde şöyle
deniliyordu:
AMASYA TAMİMİ
"Ülkenin bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
Merkezi hükümet, İtilaf devletlerinin etkisi ve denetimi
altında bulunduğundan, yüklenmiş olduğu sorumlulukların
gereğini yerine getirememektedir. Ulusun haklı sesini bütün
dünyaya duyurmak için, her türlü etki ve denetimden uzak,
ulusal bir kurulun oluşturulması şarttır. Her tarafla
yaptığım görüşmelerde aldığım öneriler ve ulusun genel
isteği, bugünlerde Anadolu'nun en güvenilir kenti olan
Sivas'ta bir an önce ulusal bir kongrenin toplanması
doğrultusundadır. Bunun için Osmanlı vilayetlerinin her
livasından, parti ayrımı yapılmaksızın, güçlü ve halkın
güvenini kazanmış üçer kişi, zaman geçirmeksizin yola
çıkarılmalıdır..." (
AMASYA TAMİMİ'nin tam metni >>)
Amasya'da
geçekleşen bir diğer önemli olay da, İstanbul Hükümet'inin,
Temsil Heyeti ile uzlaşma çabalarının bir ürünü olan Amasya
Protokolleri'dir. İstanbul Hükümetini temsilen Bahriye
nazırı Salih Paşa ile temsil Heyeti adına Mustafa Kemal
Paşa, Rauf Orbay ve Bekir Sami Bey arasında, 20-22 Ekim
1919'da Amasya'da gerçekleşen görüşmelerde üçü açık ve ikisi
gizli olmak üzere, toplam beş protokol imzalanmıştır.