- Karadeniz
Bölgesi’nin orta bölümünde, Yeşilırmak nehrinin
doğu-batı doğrultusunda ve bu nehrin iki kıyısında
yer almaktadır. Amasya, kuzeyden Samsun, batıdan
Çorum, doğu ve güneyden Yozgat, güneydoğu’dan Tokat
illeri ile çevrilidir. Yüzölçümü 5690 km2, denizden
yüksekliği 392 m.dir. Nüfusu 2000 genel nüfus
sayımına göre 365.231'dir.
- Şehrin asıl yerleşim
ve gelişim alanı Yeşilırmak'ın güney kıyısındadır.
Yeşilırmak tarafından ikiye ayrılan mahalleler nehir
üzerindeki 7 köprü ile birbirine bağlanır. Dar bir
vadide kurulmuş olmasından dolayı önemli bir
şehirdir. Bu konumundan dolayı da kuruluşundan bu
yana, her dönemde aynı yerde kalmıştır. Yeşilırmak,
Amasya ovasından çıkıp, Ferhat Boğazından geçtikten
sonra âdeta saklı bir vadiye girmektedir. Amasya,
vadi yamaçlarına doğru gelişmiştir, ancak
elverişsiz konumu nedeniyle yamaçlardan fazla
yükselmeye olanak bulunmamış, bu da şehrin
Yeşilırrmak vadisi boyunca doğu-batı doğrultusunda
uzunlamasına yayılma göstermesine neden olmuştur.
- Günümüzde şehir bir
vadide saklı konumunu korumakta ve Anadolu’da "V"
şekilli bir vadi tabanında kurulmuş tek büyük şehir
olarak varlığını devam ettirmektedir. Yeşilırmağın
kuzey kıyısında kale kalıntıları, kral mezarları ile
Yeşilırmak arasında yerleşim alanı dar olduğundan,
yerleşme ince bir şerit oluşturmaktadır.
- İlin ekonomisi tarım
ve hayvancılığa dayanmaktadır. Buğday ve arpa gibi
tahılların yanı sıra şekerpancarı, tütün, kenevir,
başta elma olmak üzere çeşitli sebze ve meyveler
yetiştirilmektedir. Ayrıca küçük ölçüde mera
hayvancılığı yapılır. 1950'lere kadar küçük
sanayinin bulunduğu ilde hızlı bir gelişim sürecine
girilmiştir. 1954'te kurulan Amasya Şeker
Fabrikasını sonraki yıllarda tarım ürünlerini
işleyen meyve suyu üreten fabrikalar izlemiştir.
- Amasya'nın ismi İlk
Çağlarda Grekçe olarak Amaseia sözcüğünden
gelmiştir. Sonraki yıllarda Türkler bu ismi Amasya
olarak değiştirmiştir. Tarihi çağlarda Amasya
hakkında en iyi bilgileri coğrafyacı Strabon
vermiştir. Strabon'a göre şehri Amazonlardan Amasis
kurmuş, bu yüzden de Amaseia olarak tanınmıştır.
İlk kuruluş yeri günümüzdeki kalenin olduğu tepe
olara kabul edilir. Amaseia’nın tam olarak nerede ve
kimler tarafından kurulduğu hakkında kesin bir
bulguya rastlanılmamakla birlikte, yapılan
Arkeolojik araştırmalara göre; Amesia’nın tarihinin
M.Ö.5500’lere kadar uzandığı anlaşılmaktadır.
Amaseia’dan günümüze ulaşan eser ise; Yeşilırmak’ın
kuzeyindeki dağın eteklerinde bulunan Akrapolis ve
büyük bir kısmı daha sonradan bir çok kez onarılan
surlardır.
- Bölgede Yapılan
arkeolojik araştırmalar, Amasya'nın çok eski bir
yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Suluova
çevresindeki kazılarda höyüklerden çıkarılan çanak,
çömlek ve savaş aletleri, Neolitik ve Kalkolitik
dönemlerde (M.Ö. 5500-3500) Amasya'nın bir yerleşim
merkezi olduğunu ortaya koymaktadır. Tokat-Amasya
sınırları yakınlarında yapılan kazılarda Bronz
Çağına ait vazolar ele geçirilmiştir.
- Anadolu'da M.Ö.
1900-1200 yılları arasında hüküm süren Hititler,
MÖ.XIV.yüzyılın sonlarında buraya "hakmiş" ismini
vermişlerdir. Bu yerleşim merkezi, Amasya'da kurulan
şehir kültürünün de başlangıcı olmuştur. Hitit
devleti MÖ.1200'lerde Friglerin akınları sonucunda
yıkılmıştır. Anadolu'da, Amasya'yı da içine alan bir
devlet kuran Friglerin egemenliği 500 yıl sürmüştür.
Kısa bir süre için Amasya'ya hakim olan Kimmerler'in
yerini (M.Ö. 650) Lidyalılar almış, Lidya'lılar ile
Persler arasında yapılan savaştan (M.Ö. 585) sonra,
Amasya Perslerin egemenliği altına girmiştir. Uzun
bir süre Pers satrabı tarafından yönetilen Amasya
daha sonra I. Mitridat tarafından kurulan
Pers-Pontus devleti egemenliğine girmiştir. Batıdan
Anadolu'ya ilerleyen Romalılar, Kapadokyalılar ile
Galatlar'ı birleştirip Pers-Pontus Krallığı üzerine
sürdüler. Ancak VI. Mitridat zamanında durum
değişmiş ve Romalılar M.Ö. 123'te bütün güçlerini
geri çekmek zorunda kaldılar. Böylece "Mitridat
Savaşları" olarak bilinen mücadelelerde Romalılar
Anadolu'da en büyük yenilgilerini aldılar. Mitridat
Romalıların saldırılarına daha fazla dayanamamış ve
M.Ö. 70 yılında Roma Generali Lukullus Amasya'yı ele
geçirmiştir. Amasya yaklaşık 400 yıl boyunca Roma
egemenliğinde kalmıştır. Roma İmparatorluğunun M.S.
395'te ikiye bölünmesiyle, Amasya'nın yönetimi Doğu
Roma'ya (Bizans)geçmiştir. Bundan sonra dini yönden
beş patrikliğe bölünen Bizans (Doğu Roma)
İmparatorluğunun, patriklik merkezlerinden biri de
Amasya olmuştur.
- Amasya, MS.VIII.
yüzyıldan sonra Araplar ile Bizanslılar arasında
sürekli olarak el değiştirmiştir. 1071 yılında
Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romen
Diogenes, tahttan indirildiğini Amasya'da
öğrenmiştir. Bundan sonra da Alparslan'ın
komutanlarından Danişmend Ahmed Gazi tarafından ele
geçirilerek Selçuk yönetimine sokulmuştur (1075).
Haçlı seferlerinin Amasya'ya yönelmesi üzerine
Anadolu selçukluları ile kuvvetlerini birleştiren
Danişmentliler Haçlıları Merzifon Ovasında yenilgiye
uğratmışlardır. Bundan sonra Selçuklu hükümdarı
Sultan Mesut, Danişmentli emirler arasında çıkan
anlaşmazlıklardan yararlanarak 1143'te Amasya'yı
onlardan almış ve Anadolu selçuklularının başkenti
yapmıştır.1199 yılında ise Haçlı orduları Amasya'ya
gelmiş ve şehirde büyük tahribatlar yapmışlardır.
Bundan sonra Amasya'da babai İsyanları baş
göstermiş, 1243'te Moğolların batıya doğru
ilerlemeleri üzerine Kösedağ'da yapılan savaşı
Selçuklular kaybetmiştir. Moğolların Erzincan'a
kadar ilerlemesi üzerine Amasya'da yapılan bir
antlaşma sonunda Anadolu'nun yönetimi Moğollara
geçmiş, Amasya valiliği de Emir Seyfettin Torumtay'a
verilmiştir. Moğol İmparatorunun 1258'de ölümü
üzerine, imparatorluk toprakları üzerinde dört büyük
devlet kurulmuştur. Bu devletlerden İlhanlılar
Anadolu'yu işgal etmiş, Amasya'daki hakimiyetleri de
1335'e kadar sürmüştür. Bundan sonraki 8 yıl boyunca
Amasya çeşitli yerel beyliklerin egemenliği altında
kalmıştır. İlhanlıların Anadolu Valisi Aladdin
Eretna 1341'de bağımsızlığını ilan etmiş ve Eretna
Devletini kurmuştur. Bu devletin sınırları içinde
yer alan Amasya, daha sonra bir kaç defa el
değiştirmiştir. 1360 yılında Amasya valisi olan
Şadgeldi Paşa, Eretna'ya olan bağlılığını bozarak
Amasya Beyliği'ni kurmuştur. Şadgeldi Paşa, kuvvetli
rakibi Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin'i ortadan
kaldırmak için 1382'de giriştiği Kazova Savaşı'nda
ölmüştür. Bu savaştan sonra Kadı Burhaneddin Amasya
toprakları üzerinde hak iddia etmeye başlamıştır.
Bölgedeki diğer beyler de Amasya'yı ele geçirmek
isteyince, Amasya Beyliğini yönetenler Osmanlı
Devleti'nin himayesine girmeyi önermişlerdir.
Osmanlı Hükümdarı Sultan Murad bu öneriyi kabul
etmiş ve Şehzadesi Yıldırım Bayezid'i Amasya'ya vali
olarak göndermiştir. Böylece Amasya Beyliği, Osmanlı
Devleti'nin bir eyaleti, Yıldırım Beyazıt da bu
eyaletin ilk valisi olmuştur. Sultan Murad'ın ölümü
üzerine padişah olan Yıldırım Bayezid, Timur
tehlikesine karşılık, oğlu Çelebi Mehmet'i Amasya
Valisi yapmıştır. Yıldırım Beyazıt'ın 1402'de
Timur'a yenilmesinden sonra Amasya'nın önde
gelenleri Çelebi Mehmet'i tekrar şehre davet
etmişlerdir. Çelebi Mehmet'in 1413'te Osmanlı
hükümdarı olmasından sonra oğlu Şehzade Murat'ı
Amasya'ya vali olarak atamıştır. Ankara valisi
Yörgüç Paşa da devlet işlerini yürütmek için,
Amasya'ya davet edilmiştir. Şehzade II. Murat'ın
padişah olmasından sonra, büyük şehzadesi Çelebi
Ahmet Amasya'ya vali olarak atanmış(1435), ancak
valiliği uzun sürmemiş, 1438'de ölünce yerine
Şehzade Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) vali olarak
atanmıştır. Şehzade Mehmet aynı yıl Manisa'ya vali
atanınca yerine de II. Murad'ın en büyük şehzadesi
Alaeddin getirilmiştir. Fakat Alaeddin, kendisini
çekemeyenler tarafından 18 yaşında boğdurulunca bu
kez, II. Bayezid 1454 tarihinde Amasya'ya vali
olmuştur. II. Bayezid döneminde Amasya tam bir bilim
ve sanat merkezi haline gelmiştir. öyle ki şehirde,
bir kadın şairin (Mihri Hatun) yetişmesine olanak
tanıyacak bir kültür ortamı vardır. II. Bayezid,
Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine Osmanlı
Devleti'nin 8. padişahı olunca büyük oğlu Şehzade
Ahmet Amasya'ya vali olmuş 1481 - 1512 yılları
arasında bu şehirde valilik yapmıştır. Şehzade Ahmet
edebiyata ve musıkiye düşkün olduğu için Şeyh
Hamdullah gibi bir çok sanatçı Amasya'da
toplanmıştır. İranlıların Anadolu'da oluşturduğu
tehlike karşısında, onlarla savaşmak yerine,
babasının ölümü üzerine padişah olmak üzere
Amasya'yı terk etmiştir. Oysa bu sırada Yavuz Sultan
Selim Osmanlı tahtına geçmiştir. Bunun üzerine
Şehzade Ahmet de Amasya'ya dönerek bağımsızlığını
ilan etmiş, adına hutbe okutmuştur. Ardından 1513
yılında Amasya'dan ayrılarak, Yenişehir'de Sultan
Selim ile savaşır ve yenilerek öldürülür. Yavuz
Sultan Selim, Çaldıran zaferinden sonra 1515 yılının
kışını Amasya'da geçirir. 1516 yılında da Mısır
seferine çıkar. Fakat, ağabeyinin oğlu Murad ve
taraftarları bu sırada Amasya ve bölgesinde Celali
isyanlarını çıkarırlar. Bölgedeki huzursuzluklar
yüzünden Rum eyaletinin merkezi Amasya'dan Sivas'a
kaydırılır. Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade
Mustafa 1538'de Amasya'ya vali olmuş ve bu görevi
1553'e kadar yürütmüştür. Düzenlenen bir tertip
sonucunda Konya'da öldürülmüştür. Bu duruma çok
üzülen Amasya halkı ve ileri gelenleri Kanuni'ye
gücenmişlerdir. Kanuni Sultan Süleyman 1554 yılında
Amasya'ya gelir ve 6 ay burada kalır.
Amasyalılardaki bu üzüntüyü gidermek amacıyla bir
yıllık vergiyi affeder, tımarlı sipahileri terhis
eder. Bu arada da bir çok diplomatik faaliyetlerde
bulunur, çeşitli ülkelerin elçilerini kabul eder.
- 1555 Haziran'ında
şehirden ayrılır. Kanuni'nin büyük oğlu Şehzade
Bayezid Amasya'ya vali olarak atanır. Fakat
babasıyla ters düşmesi ve kardeşiyle taht
mücadelesine girmesi ve bu mücadeleyi kaybetmesi
sonucu 1559'da İran'a kaçar. Bu olaydan sonra Amasya
ve civarında bir çok isyan hareketi görülür. Bu
hareketler Amasya'da hem maddi hem de manevi bir çok
zarara yol açar. Ancak, 1919 yılına kadar Amasya'da
bunlardan başka önemli bir olay olmamıştır.
- Osmanlı Devletinin
30 Ekim 1918 tarihinde Mondoros
Mütarekesini imzalaması üzerine itilaf devletleri
Anadolu'yu paylaşmak üzere harekete geçmişler,
İngilizler, Fransızlar ve İtalyan'lar çeşitli
şehirleri işgal etmeye başlamışlardı.Mustafa Kemal
Paşa 16 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak, 12 Haziran
1919'da Amasya'ya gelmiştir. Amasya'yı daha güvenli
bulduğundan Anadolu ve Trakya'daki birçok askeri ve
mülki idarecilerle ilişkilerini yürütmüştür. 22
Haziran 1919'da yayınladığı Amasya Tamimi
ile Milli Mücadelesi'nin ilk adımını atmıştır.
- Amasya Cumhuriyetin
ilanından sonra 20 Nisan 1924'te il olmuştur.
Amasya'da ünlü tarihçiler de çıkmıştır. Bunların
başında Strabon ile Aşık Paşazade gelmektedir.
- Amasya, tarihi eser
yönünden son derece zengin bir ildir. Bunların
başında Sultan Beyazıt Cami ve Medresesi
(1482-1486), Beyazıt Paşa Camisi (1914), Burmalı
Minare Camisi (1237-1247), Gökmedrese Camisi
(1266-1267), Sultan Mesut Türbesi, Halife Gazi
Türbesi, Yürgüç Paşa Camisi, Bimarhane (Şifahane)
(1308-1309), Torumtay Türbesi (1278), Yakup Paşa
Medrese ve Tekkesi (Amasya Çilehanesi) (1413),
Bülbül Hatun camisi (1310) ve Taş Han gelmektedir.
Bu yapılar arasında Bimarhane İlhanlılar döneminde
yapılmış olup, akıl hastalarının müzikle tedavi
edildiği bir şifahanedir. Ayrıca Yeşilırmak
üzerindeki Alçak Köprü Helenistik dönemden kalmıştır
(MÖ.300-MS.20), bunun yanı sıra Meydan, Maydanos,
Hükümet (Helkis) ve Kuş (Künç) köprüleri Selçuklu ve
Osmanlı dönemlerinde yapılmış köprülerdir. Amasya
Kalesi, Merdivenli Kaya Tüneli, Kral Mezarları ve
Aynalı Mağara, başta Hazeranlar Konağı olmak üzere
Amasya evleri diğer önemli tarihi eserleri
arasındadır.